17 Haziran 2009 Çarşamba
Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu
Çalışan insanların geçmişi hiçbir zaman çöpe gitmez.
Çalışmak demek, sürekli elindekilerin üzerine koymak demektir.
Bu maddiyat değil, sahip olduğun donanım anlamında söylenmiş bir söz.
Maddiyat sadece bunu takip eder.
Servet Çetin'le ilgili Nisan 2008'de şu yazıyı yazmışız...
...
Bugün yeni bir yazı yazmıyoruz, sadece bu öncekinin altına bir paragraf ekliyoruz.
O artık Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu.
Çalışmak demek, sürekli elindekilerin üzerine koymak demektir.
Bu maddiyat değil, sahip olduğun donanım anlamında söylenmiş bir söz.
Maddiyat sadece bunu takip eder.
Servet Çetin'le ilgili Nisan 2008'de şu yazıyı yazmışız...
...
Bugün yeni bir yazı yazmıyoruz, sadece bu öncekinin altına bir paragraf ekliyoruz.
O artık Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu.
5 Haziran 2009 Cuma
29 Mayıs 2009 Cuma
?
28 Mayıs 2009 Perşembe
24 Mayıs 2009 Pazar
Ziya Şengül
"Fenerbahçe artık UEFA'ya gitme yolunda Konyaspor'u da kendi sahasında yenemiyorsa batsın bu dünya!"
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Coşkun Özarı ve "adam olacak çocuk" konsepti
Adam olacak çocuğun küçüklüğünden belli olacağı söylenir. Hoca olacak futbolcu için de, öğretmen olacak öğrenci için de sanırım bu böyledir.
Yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntıyla, Coşkun Özarı'yı blog'a konuk etmek istiyorum...
Yazısının tarihi 2003.
"...
Çoğu kez kötü giden maçların ardından teknik direktörlerde hata bulunur. Tabii ki sorumluluk teknik adamlara aittir. Ne var ki, yenilgilerde futbolcuların da büyük payı olduğunu düşünmek gerekir. Bazı futbolcular, futbol oyununun yalnız kafayla ve ayakla oynandığını sanır. Futbolda kafa vuruşları da mutlaka önemlidir ama daha önemlisi o kafanın içindeki beyindir.
Büyük takımların büyük oyuncuları, maç başlar başlamaz bir süre rakip ne yapıyor diye bakar. Kendi aralarında rakibe karşı önlem alırlar.
Kendimden söz etmeyi pek sevmem. Ne var ki, yaşamımdaki önemli bir olayı örnek vermeden edemeyeceğim. Futbolculuk dönemimizde Vefa 1. Lig’de oynuyordu. Takımın başına bir İtalyan, Geovanni geldi. O zaman İtalya’da çok geçerli olan savunma ağırlıklı ‘katanaçyo’yu oynatıyordu. Vefa bizden önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadı ve iki oyunu da golsüz bitirdi. Maçlardan sonra medya, ‘Geovanni’nin katanaçyosu’nu kimse kıramadı’ diye yazdı. Sıra bizdeydi. Teknik direktörümüz Gündüz Kılıç’tı. O zamanın dizilişine göre; ben sağda, Enver de solda oynuyordu. Oyun başladı, gördük ki karşımda oynayan Tahta Bacak İsmet, ileride santrfor gibi oynuyor, ben de onu marke etmek için hücuma katılamıyorum. Oysa Geovanni, Enver’in karşısında oynayan Vefalı futbolcuyu savunmaya çekmişti ve Enver’in oynadığı koridor bomboştu. Enver’e, “sen sağ tarafa gel İsmet’i marke et, ben sol tarafta oynayayım” dedim. Nitekim benim düşüncem doğru çıktı ve kısa bir süre sonra o koridordan takımın ilk golünü attım. Tabii golü yiyen Vefa, taktiğini bozdu üzerimize gelmeye başladı ve maçı farklı kazandık.
Maçın devre arasında Gündüz Abi’ye; “Kusura bakmayın hocam, size sormadan bir iş yaptım” dedim. O da bana aynen; “Coşkun, zaten ben de sana o değişiklik için bağırmak üzereydim” dedi. Ertesi gün gazeteler, “Gündüz Kılıç, Geovanni’nin zincirini kırdı” diye manşetler attı.
..."
Yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntıyla, Coşkun Özarı'yı blog'a konuk etmek istiyorum...
Yazısının tarihi 2003.
"...
Çoğu kez kötü giden maçların ardından teknik direktörlerde hata bulunur. Tabii ki sorumluluk teknik adamlara aittir. Ne var ki, yenilgilerde futbolcuların da büyük payı olduğunu düşünmek gerekir. Bazı futbolcular, futbol oyununun yalnız kafayla ve ayakla oynandığını sanır. Futbolda kafa vuruşları da mutlaka önemlidir ama daha önemlisi o kafanın içindeki beyindir.
Büyük takımların büyük oyuncuları, maç başlar başlamaz bir süre rakip ne yapıyor diye bakar. Kendi aralarında rakibe karşı önlem alırlar.
Kendimden söz etmeyi pek sevmem. Ne var ki, yaşamımdaki önemli bir olayı örnek vermeden edemeyeceğim. Futbolculuk dönemimizde Vefa 1. Lig’de oynuyordu. Takımın başına bir İtalyan, Geovanni geldi. O zaman İtalya’da çok geçerli olan savunma ağırlıklı ‘katanaçyo’yu oynatıyordu. Vefa bizden önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadı ve iki oyunu da golsüz bitirdi. Maçlardan sonra medya, ‘Geovanni’nin katanaçyosu’nu kimse kıramadı’ diye yazdı. Sıra bizdeydi. Teknik direktörümüz Gündüz Kılıç’tı. O zamanın dizilişine göre; ben sağda, Enver de solda oynuyordu. Oyun başladı, gördük ki karşımda oynayan Tahta Bacak İsmet, ileride santrfor gibi oynuyor, ben de onu marke etmek için hücuma katılamıyorum. Oysa Geovanni, Enver’in karşısında oynayan Vefalı futbolcuyu savunmaya çekmişti ve Enver’in oynadığı koridor bomboştu. Enver’e, “sen sağ tarafa gel İsmet’i marke et, ben sol tarafta oynayayım” dedim. Nitekim benim düşüncem doğru çıktı ve kısa bir süre sonra o koridordan takımın ilk golünü attım. Tabii golü yiyen Vefa, taktiğini bozdu üzerimize gelmeye başladı ve maçı farklı kazandık.
Maçın devre arasında Gündüz Abi’ye; “Kusura bakmayın hocam, size sormadan bir iş yaptım” dedim. O da bana aynen; “Coşkun, zaten ben de sana o değişiklik için bağırmak üzereydim” dedi. Ertesi gün gazeteler, “Gündüz Kılıç, Geovanni’nin zincirini kırdı” diye manşetler attı.
..."
21 Mayıs 2009 Perşembe
5 Mayıs 2009 Salı
Milliyet gazetesinden tarihi çarpıtma!
Gel de, "Bu gazeteleri yapan da ilkokul düzeyinde, bu gazeteler bu haberler de ilkokul düzeyi için yapılıyor" deme.
Haberin içinde kabak gibi yazdığın ifadenin içinden iki kelimeyi çıkarıp, cümleyi "sansasyonel iddia" şekline çevirip başlığa yazman için ya gerizekalı olman lazım, ya da hitap ettiğin kesimin gerizekalı olduğuna inanman.
Tebrik ediyorum Miliyet gazetesini.


Haberin içinde kabak gibi yazdığın ifadenin içinden iki kelimeyi çıkarıp, cümleyi "sansasyonel iddia" şekline çevirip başlığa yazman için ya gerizekalı olman lazım, ya da hitap ettiğin kesimin gerizekalı olduğuna inanman.
Tebrik ediyorum Miliyet gazetesini.
3 Nisan 2009 Cuma
Kardeş Ernst
Ligtv.com.tr'nin haberi.
Beşiktaş'ta 2. Ernst Operasyonu
...nedir, Beşiktaş Fabian Ernst'in kardeşini mi alacakmış?
http://www.ligtv.com.tr/Default.aspx?r=1&hid=54714
Beşiktaş'ta 2. Ernst Operasyonu
...nedir, Beşiktaş Fabian Ernst'in kardeşini mi alacakmış?
http://www.ligtv.com.tr/Default.aspx?r=1&hid=54714
20 Mart 2009 Cuma
Galatasaray - Hamburg maçının bize öğrettiği...
Hak etmediğin bir şeyi, "kaybettim" diye üzülmeyeceksin.
* * *
Takımın fiziksel gücü hiç yoktu. Sahaya yansıttığı sağlam bir oyun anlayışı da 90 dakika boyunca hiç olmadı. Bu sezon Galatasaray'ın bütün UEFA Kupası maçlarını inançla seyrettim. Hepsinde daha beşinci dakikadan başarının geleceği belliydi. Bunda ise, beşinci dakikadan başarının "gelmeyeceği" belliydi.
...dolayısıyla, bir şey eline hak etmeden verildiyse, geri alındığında da üzülmeyeceksin;
yoksa "hak etme"nin ne demek olduğunu hiçbir zaman öğrenemezsin.
...dolayısıyla, bir şey eline hak etmeden verildiyse, geri alındığında da üzülmeyeceksin;
yoksa "hak etme"nin ne demek olduğunu hiçbir zaman öğrenemezsin.
11 Mart 2009 Çarşamba
Yeni Bursa Stadyumu
Projenin detaylarının açıklanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.
...haber, olay.com.tr kaynaklı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bursa'ya yapılacak yeni stadın çok güzel olacağını söyledi. İstanbul'da Galatasaray ile oynanan maçtan sonra soruları yanıtlayan Çelik, "Atatürk Stadı'nı yerinde yeniden yapacağız. Bence bunu artık Bursa kamuoyunda tartışmaya gerek yok. Stad yenilenecek. Güzel bir stad olacak. Bu dönem içinde ilk başlayacağımız projelerden birisi olacak" dedi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)