Kompleksli miyiz abi biz Avrupa'ya karşı?
UEFA Avrupa Ligi grup kuraları çekildi. rakiplerimizle ilgili yorumlar her yerde, daha uzun uzun onları okur, onunla ilgili konuşuruz. Ama şunu şuraya yazmazsak unutulup gidecek yazık olacak.
UEFA; kura çekimi için 3 konuk belirlemiş. Biri, "büyükelçi" pozisyonunda, geçen sene Can Bartu'nun yaptığı işi yapan, Alman Uwe Seeler.
Diğer ikisi, UEFA Kupası'nın son golünü atan Shaktar Donetskli Jadson ile ilk golünü atan Fenerbahçeli Yaşar Mumcu.
Jadson ve Mumcu, sıraları geldiği zaman çıkıp ufak birer konuşma yaptılar ve kürelerin başına geçip kura çekimine yardım ettiler.
Konuşmalarında ise tabi ki tercümanlardan faydalanıldı.
Buraya kadar her şey çok güzel.
Yaşar Mumcu, konuşmasını bitirirken "Tüm katılımcı takımlara başarılar diliyorum, özellikle de Türk takımlarına başarı diliyorum" dedi.
Tercümanımız, "Türk takımlarına başarı diliyorum" kısmını çevirmedi!
Neden çevirmiyorsun kardeşim?!
Başarı dileyemez miyim ben Türk takımına? Ayıp mı?
Uwe Seeler göğsünü gere gere "Kendi takımım kazansın kupayı" derken, ben kendi takımıma başarı dileyemiyor muyum?
Dilerim arkadaş!
Buradan tüm Avrupa futbol camiasına sesleniyorum:
Türk takımlarına başarılar!
25 Ağustos 2009 Salı
Telekulak Skandalı
Galatasaraylı Elano'nun telefonları dinleniyor.
Milliyet gazetesinden aynen aktaralım...
Sarı kırmızılı forma altında ilk kez golle tanışan ve çocuklar gibi sevinen Brezilyalı oyuncu evine eşi ve kızıyla mutlu gitti, telefonla ilk aradığı kişi Brezilya Milli Takmı Teknik Direktörü Dunga oldu.
Kaseti yollayacağım
Futbol hayatının en güzel günlerini Galatasaray’da geçireceğini tahmin ettiğini sözlerine ekleyen Elano sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sizin sayenizde doğru dürüst bir seçim yaptım. Bu daha başlangıç oldu. Haftalar geçtikçe daha iyi bir Elano’yu taraftarlarımıza izlettireceğim. Burada göstereceğim performans milli takımımıza da olumlu yansıyacaktır. Sanıyorum hocamız Rijkaard, Tallinn maçında bana ilk 11 forma verecek.”
Milliyet gazetesinden aynen aktaralım...
* * *
Elano'dan ilginç telefon konuşması
Galatasaray, Kayserispor karşısında golleriyle yine adından bahsettirirken, ikinci yarıda Keita’nın yerine oyuna giren Elano, 121 kilometre hızla attığı şutun gol olması sonrası gündeme oturdu.Sarı kırmızılı forma altında ilk kez golle tanışan ve çocuklar gibi sevinen Brezilyalı oyuncu evine eşi ve kızıyla mutlu gitti, telefonla ilk aradığı kişi Brezilya Milli Takmı Teknik Direktörü Dunga oldu.
Kaseti yollayacağım
“Hocam yeni takımımda ilk golümü attım” diyerek sözlerine başlayan yıldız oyuncu, şunları söyledi: “Sizin tavsiyenize uydum. Git dediğiniz takıma gittim. Söylediğiniz gibi Galatasaray her yönünle güzel bir kulüp. Burada en önemli olan gol. Golden sonra beni sevdiler mi, dövdüler mi anlayamadım. Yakında kaseti bulup göndereceğim. Benimle gurur duyacağınızı biliyorum. Hocam artık Arjantin maçına hazırım.”
Doğru dürüst bir seçim yaptımFutbol hayatının en güzel günlerini Galatasaray’da geçireceğini tahmin ettiğini sözlerine ekleyen Elano sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sizin sayenizde doğru dürüst bir seçim yaptım. Bu daha başlangıç oldu. Haftalar geçtikçe daha iyi bir Elano’yu taraftarlarımıza izlettireceğim. Burada göstereceğim performans milli takımımıza da olumlu yansıyacaktır. Sanıyorum hocamız Rijkaard, Tallinn maçında bana ilk 11 forma verecek.”
* * *
0-12 Yaş için Haber Bülteni'ni izlediniz.
16 Ağustos 2009 Pazar
20 Temmuz 2009 Pazartesi
bir güzel adam.
17 Haziran 2009 Çarşamba
Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu
Çalışan insanların geçmişi hiçbir zaman çöpe gitmez.
Çalışmak demek, sürekli elindekilerin üzerine koymak demektir.
Bu maddiyat değil, sahip olduğun donanım anlamında söylenmiş bir söz.
Maddiyat sadece bunu takip eder.
Servet Çetin'le ilgili Nisan 2008'de şu yazıyı yazmışız...
...
Bugün yeni bir yazı yazmıyoruz, sadece bu öncekinin altına bir paragraf ekliyoruz.
O artık Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu.
Çalışmak demek, sürekli elindekilerin üzerine koymak demektir.
Bu maddiyat değil, sahip olduğun donanım anlamında söylenmiş bir söz.
Maddiyat sadece bunu takip eder.
Servet Çetin'le ilgili Nisan 2008'de şu yazıyı yazmışız...
...
Bugün yeni bir yazı yazmıyoruz, sadece bu öncekinin altına bir paragraf ekliyoruz.
O artık Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu.
5 Haziran 2009 Cuma
29 Mayıs 2009 Cuma
?
28 Mayıs 2009 Perşembe
24 Mayıs 2009 Pazar
Ziya Şengül
"Fenerbahçe artık UEFA'ya gitme yolunda Konyaspor'u da kendi sahasında yenemiyorsa batsın bu dünya!"
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Coşkun Özarı ve "adam olacak çocuk" konsepti
Adam olacak çocuğun küçüklüğünden belli olacağı söylenir. Hoca olacak futbolcu için de, öğretmen olacak öğrenci için de sanırım bu böyledir.
Yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntıyla, Coşkun Özarı'yı blog'a konuk etmek istiyorum...
Yazısının tarihi 2003.
"...
Çoğu kez kötü giden maçların ardından teknik direktörlerde hata bulunur. Tabii ki sorumluluk teknik adamlara aittir. Ne var ki, yenilgilerde futbolcuların da büyük payı olduğunu düşünmek gerekir. Bazı futbolcular, futbol oyununun yalnız kafayla ve ayakla oynandığını sanır. Futbolda kafa vuruşları da mutlaka önemlidir ama daha önemlisi o kafanın içindeki beyindir.
Büyük takımların büyük oyuncuları, maç başlar başlamaz bir süre rakip ne yapıyor diye bakar. Kendi aralarında rakibe karşı önlem alırlar.
Kendimden söz etmeyi pek sevmem. Ne var ki, yaşamımdaki önemli bir olayı örnek vermeden edemeyeceğim. Futbolculuk dönemimizde Vefa 1. Lig’de oynuyordu. Takımın başına bir İtalyan, Geovanni geldi. O zaman İtalya’da çok geçerli olan savunma ağırlıklı ‘katanaçyo’yu oynatıyordu. Vefa bizden önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadı ve iki oyunu da golsüz bitirdi. Maçlardan sonra medya, ‘Geovanni’nin katanaçyosu’nu kimse kıramadı’ diye yazdı. Sıra bizdeydi. Teknik direktörümüz Gündüz Kılıç’tı. O zamanın dizilişine göre; ben sağda, Enver de solda oynuyordu. Oyun başladı, gördük ki karşımda oynayan Tahta Bacak İsmet, ileride santrfor gibi oynuyor, ben de onu marke etmek için hücuma katılamıyorum. Oysa Geovanni, Enver’in karşısında oynayan Vefalı futbolcuyu savunmaya çekmişti ve Enver’in oynadığı koridor bomboştu. Enver’e, “sen sağ tarafa gel İsmet’i marke et, ben sol tarafta oynayayım” dedim. Nitekim benim düşüncem doğru çıktı ve kısa bir süre sonra o koridordan takımın ilk golünü attım. Tabii golü yiyen Vefa, taktiğini bozdu üzerimize gelmeye başladı ve maçı farklı kazandık.
Maçın devre arasında Gündüz Abi’ye; “Kusura bakmayın hocam, size sormadan bir iş yaptım” dedim. O da bana aynen; “Coşkun, zaten ben de sana o değişiklik için bağırmak üzereydim” dedi. Ertesi gün gazeteler, “Gündüz Kılıç, Geovanni’nin zincirini kırdı” diye manşetler attı.
..."
Yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntıyla, Coşkun Özarı'yı blog'a konuk etmek istiyorum...
Yazısının tarihi 2003.
"...
Çoğu kez kötü giden maçların ardından teknik direktörlerde hata bulunur. Tabii ki sorumluluk teknik adamlara aittir. Ne var ki, yenilgilerde futbolcuların da büyük payı olduğunu düşünmek gerekir. Bazı futbolcular, futbol oyununun yalnız kafayla ve ayakla oynandığını sanır. Futbolda kafa vuruşları da mutlaka önemlidir ama daha önemlisi o kafanın içindeki beyindir.
Büyük takımların büyük oyuncuları, maç başlar başlamaz bir süre rakip ne yapıyor diye bakar. Kendi aralarında rakibe karşı önlem alırlar.
Kendimden söz etmeyi pek sevmem. Ne var ki, yaşamımdaki önemli bir olayı örnek vermeden edemeyeceğim. Futbolculuk dönemimizde Vefa 1. Lig’de oynuyordu. Takımın başına bir İtalyan, Geovanni geldi. O zaman İtalya’da çok geçerli olan savunma ağırlıklı ‘katanaçyo’yu oynatıyordu. Vefa bizden önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadı ve iki oyunu da golsüz bitirdi. Maçlardan sonra medya, ‘Geovanni’nin katanaçyosu’nu kimse kıramadı’ diye yazdı. Sıra bizdeydi. Teknik direktörümüz Gündüz Kılıç’tı. O zamanın dizilişine göre; ben sağda, Enver de solda oynuyordu. Oyun başladı, gördük ki karşımda oynayan Tahta Bacak İsmet, ileride santrfor gibi oynuyor, ben de onu marke etmek için hücuma katılamıyorum. Oysa Geovanni, Enver’in karşısında oynayan Vefalı futbolcuyu savunmaya çekmişti ve Enver’in oynadığı koridor bomboştu. Enver’e, “sen sağ tarafa gel İsmet’i marke et, ben sol tarafta oynayayım” dedim. Nitekim benim düşüncem doğru çıktı ve kısa bir süre sonra o koridordan takımın ilk golünü attım. Tabii golü yiyen Vefa, taktiğini bozdu üzerimize gelmeye başladı ve maçı farklı kazandık.
Maçın devre arasında Gündüz Abi’ye; “Kusura bakmayın hocam, size sormadan bir iş yaptım” dedim. O da bana aynen; “Coşkun, zaten ben de sana o değişiklik için bağırmak üzereydim” dedi. Ertesi gün gazeteler, “Gündüz Kılıç, Geovanni’nin zincirini kırdı” diye manşetler attı.
..."
21 Mayıs 2009 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
