25 Ağustos 2009 Salı

Telekulak Skandalı

Galatasaraylı Elano'nun telefonları dinleniyor.
Milliyet gazetesinden aynen aktaralım...

* * *

Elano'dan ilginç telefon konuşması

Galatasaray, Kayserispor karşısında golleriyle yine adından bahsettirirken, ikinci yarıda Keita’nın yerine oyuna giren Elano, 121 kilometre hızla attığı şutun gol olması sonrası gündeme oturdu.

Sarı kırmızılı forma altında ilk kez golle tanışan ve çocuklar gibi sevinen Brezilyalı oyuncu evine eşi ve kızıyla mutlu gitti, telefonla ilk aradığı kişi Brezilya Milli Takmı Teknik Direktörü Dunga oldu.


Kaseti yollayacağım

“Hocam yeni takımımda ilk golümü attım” diyerek sözlerine başlayan yıldız oyuncu, şunları söyledi: “Sizin tavsiyenize uydum. Git dediğiniz takıma gittim. Söylediğiniz gibi Galatasaray her yönünle güzel bir kulüp. Burada en önemli olan gol. Golden sonra beni sevdiler mi, dövdüler mi anlayamadım. Yakında kaseti bulup göndereceğim. Benimle gurur duyacağınızı biliyorum. Hocam artık Arjantin maçına hazırım.”

Doğru dürüst bir seçim yaptım

Futbol hayatının en güzel günlerini Galatasaray’da geçireceğini tahmin ettiğini sözlerine ekleyen Elano sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sizin sayenizde doğru dürüst bir seçim yaptım. Bu daha başlangıç oldu. Haftalar geçtikçe daha iyi bir Elano’yu taraftarlarımıza izlettireceğim. Burada göstereceğim performans milli takımımıza da olumlu yansıyacaktır. Sanıyorum hocamız Rijkaard, Tallinn maçında bana ilk 11 forma verecek.”

* * *

0-12 Yaş için Haber Bülteni'ni izlediniz.

16 Ağustos 2009 Pazar

kızlar çok güzel de formaları göremiyoruz

Velez Sarsfield formaları tanıtmış.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

bir güzel adam.


Güle güle Vedat Abi.

Sabah kalktım aldım haberini.
Hiç konuşmadım, haberleri dinlemedim, sesszice, Galatasaray - Tobol maçına bilet almaya gidiyorum şimdi.

Devam ediyor işte hayat, sahada, tribünde, her yerde.

Güle güle.

21 Haziran 2009 Pazar

17 Haziran 2009 Çarşamba

Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu

Çalışan insanların geçmişi hiçbir zaman çöpe gitmez.

Çalışmak demek, sürekli elindekilerin üzerine koymak demektir.
Bu maddiyat değil, sahip olduğun donanım anlamında söylenmiş bir söz.
Maddiyat sadece bunu takip eder.

Servet Çetin'le ilgili Nisan 2008'de şu yazıyı yazmışız...

...

Bugün yeni bir yazı yazmıyoruz, sadece bu öncekinin altına bir paragraf ekliyoruz.

O artık Marsilya Kamandasının En Yahşi Futbolcusu.

5 Haziran 2009 Cuma

Frank Rijkaard - Johan Neeskens

Hollanda Futbolu Galatasaray'da

29 Mayıs 2009 Cuma

?


Küçük, basit bir soru sormak istiyorum.

Lig - Kupa - Avrupa Şampiyonluğu üçlemesini yaptı diye, Josep Guardiola şu anda dünyanın en iyi hocası mı oldu?

Futbolda başarıya giden yolda Teknik Yönetim - Kulüp Yapılanması dengesi üzerinde düşünme adına önemli bir soru bence.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Co Dalton & Joe Adriaanse

Oops, pardon, isimlerini ters yazmışım.

Neyse ya kalsın, nasıl olsa ikisi aynı okunuyor ;)


24 Mayıs 2009 Pazar

Ziya Şengül

"Fenerbahçe artık UEFA'ya gitme yolunda Konyaspor'u da kendi sahasında yenemiyorsa batsın bu dünya!"

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Coşkun Özarı ve "adam olacak çocuk" konsepti

Adam olacak çocuğun küçüklüğünden belli olacağı söylenir. Hoca olacak futbolcu için de, öğretmen olacak öğrenci için de sanırım bu böyledir.

Yıllar önce yazdığı bir yazısından alıntıyla, Coşkun Özarı'yı blog'a konuk etmek istiyorum...
Yazısının tarihi 2003.


"...
Çoğu kez kötü giden maçların ardından teknik direktörlerde hata bulunur. Tabii ki sorumluluk teknik adamlara aittir. Ne var ki, yenilgilerde futbolcuların da büyük payı olduğunu düşünmek gerekir. Bazı futbolcular, futbol oyununun yalnız kafayla ve ayakla oynandığını sanır. Futbolda kafa vuruşları da mutlaka önemlidir ama daha önemlisi o kafanın içindeki beyindir.


Büyük takımların büyük oyuncuları, maç başlar başlamaz bir süre rakip ne yapıyor diye bakar. Kendi aralarında rakibe karşı önlem alırlar.

Kendimden söz etmeyi pek sevmem. Ne var ki, yaşamımdaki önemli bir olayı örnek vermeden edemeyeceğim. Futbolculuk dönemimizde Vefa 1. Lig’de oynuyordu. Takımın başına bir İtalyan, Geovanni geldi. O zaman İtalya’da çok geçerli olan savunma ağırlıklı ‘katanaçyo’yu oynatıyordu. Vefa bizden önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadı ve iki oyunu da golsüz bitirdi. Maçlardan sonra medya, ‘Geovanni’nin katanaçyosu’nu kimse kıramadı’ diye yazdı. Sıra bizdeydi. Teknik direktörümüz Gündüz Kılıç’tı. O zamanın dizilişine göre; ben sağda, Enver de solda oynuyordu. Oyun başladı, gördük ki karşımda oynayan Tahta Bacak İsmet, ileride santrfor gibi oynuyor, ben de onu marke etmek için hücuma katılamıyorum. Oysa Geovanni, Enver’in karşısında oynayan Vefalı futbolcuyu savunmaya çekmişti ve Enver’in oynadığı koridor bomboştu. Enver’e, “sen sağ tarafa gel İsmet’i marke et, ben sol tarafta oynayayım” dedim. Nitekim benim düşüncem doğru çıktı ve kısa bir süre sonra o koridordan takımın ilk golünü attım. Tabii golü yiyen Vefa, taktiğini bozdu üzerimize gelmeye başladı ve maçı farklı kazandık.

Maçın devre arasında Gündüz Abi’ye; “Kusura bakmayın hocam, size sormadan bir iş yaptım” dedim. O da bana aynen; “Coşkun, zaten ben de sana o değişiklik için bağırmak üzereydim” dedi. Ertesi gün gazeteler, “Gündüz Kılıç, Geovanni’nin zincirini kırdı” diye manşetler attı.
..."

21 Mayıs 2009 Perşembe

Hayat Güzeldir...





5 Mayıs 2009 Salı

Milliyet gazetesinden tarihi çarpıtma!

Gel de, "Bu gazeteleri yapan da ilkokul düzeyinde, bu gazeteler bu haberler de ilkokul düzeyi için yapılıyor" deme.

Haberin içinde kabak gibi yazdığın ifadenin içinden iki kelimeyi çıkarıp, cümleyi "sansasyonel iddia" şekline çevirip başlığa yazman için ya gerizekalı olman lazım, ya da hitap ettiğin kesimin gerizekalı olduğuna inanman.

Tebrik ediyorum Miliyet gazetesini.