İnsanın düşünce üretebilme gücü ile konuştuğu dile hakim olma düzeyi arasında doğrudan bağlantı var. Konuşurken kullandığınız sözcüklerin anlamını ne kadar iyi bilirseniz, onların temsil ettiği kavramları da o kadar iyi anlarsınız. Eğer "kavramları anlamak" önemli bir konuysa, o kavramları temsil eden sözcüklerin bir kere sizin anadilinizde olması lazım.
Bu konu üzerine futbol dünyası çerçevesinde söylenebilecekler son zamanlarda biraz birikti, hemen onlara değineyim, örnekler üzerinden yürüyelim...
Adil Oyun
Vaktinde buna 90 Dakika'da Haşmet değindi. O ana kadar ben bunu düşünmemiştim. Dedi ki özetle,
"Biz Fair Play kavramının ne olduğunu anlamıyoruz. Çünkü anlamak için gerekli olan bir numaralı şartı yerine getirmiyoruz: "fair-play" sözcüğünün anlamını bilmek! Sözcüğün anlamını bilmeyince kavramın da içi boşalıyor, ne olduğu bilinmeyen soyut bir nesneye dönüşüyor. O zaman da bunu hayatımıza yerleştirme çabası amacına ulaşma şansını kaybediyor.
Halbuki ben Spor Servisindeki genç çocuklara dedim ki, 'Yahu bu
Fair-Play yerine
Adil Oyun sözünü yerleştirelim'...Bir anda çocukların kafalar havaya kalktı, gözler açıldı...'Fair Play'in ne anlama geldiğiyle ilgili bir ışık yandı kafalarında bir anda."
İnanılmaz derecede doğru!
Denebilir ki, "Yahu onun anlamını yine bilebilirsin, illa Türkçe olması mı lazım."
...O iş öyle değil işte!
Kapalı Taraf
Bu konudaki fikrime Azeriler ilham verdi.
Azerbaycan futbol sunucuları, ofsayt pozisyonunda yakalanan oyuncular için "Oyundan kenar vaziyette" diyorlar.
Bunun anlamı çok açık. "Oyundan kenar vaziyette", yani "Oyunun dışında"
Bununla sunucu ne anlatmak istiyor; son savunma oyuncusunun arkasındaki alan oyunun "kapalı tarafı"dır.
...kuralın tanımıyla devam edersek, bir hücum oyuncusu top kendisine gönderildiğinde oyun alanının kapalı tarafında bulunuyorsa, topla buluştuğu anda oyun durdurulur ve top rakip takıma verilir.
...ki kimse kapalı tarafta bekleyip golleri leblebi gibi dizmesin, bir "oyun içi otokontrol mekanizması" oluşsun.
Ne oldu? Ofsayt kuralını anlamak daha kolay hale gelmedi mi?
Hep denir ki, "Kadınlar futbolu bilmiyor, ofsaytı bile anlamıyor"
Ofsaytı anlamamak, kadınların futbolu bilemesinin sembolü haline gelmiş bir olgudur. Çoğu zaman espri konusu olur, hatta futbolu bilen bir kadının bile "Ofsaytı biliyorum ha" diyerek karikatürize ettiğine tanık olabilirsiniz bu durumu.
Şimdi biz "ofsayt"a "kapalı taraf" desek...Futbolla yeni tanışanların bile bir seferde ne olduğunu anlaması daha kolay hale gelmez mi ofsaytı?
* * *
Bunun bir de sağlamasını yapalım.
Offside kelimesinin zıttı olarak İngilizlerin kullandığı kelime nedir?
Onside!
Pek bilinmez ama böyle bir kelime vardır.
"Ofsayt pozisyonunda olmayan oyuncu"yu tarif eder. Yani "kapalı tarafta olmayan oyuncu"yu.
Demek ki, son savunmacının önünde kalan taraf da, oyun alanının "Açık Taraf"ı oluyor.
(
ama biz bu kelimeyi de alıp "onsayt" olarak kullanmaya kadar vardıramıyoruz tabi ki işi-çünkü onu o haliyle bizim cümle kuruluşlarımızın içine sokmak bir kere mümkün değil-...ve "ofsayt kavramı"nın yarısı kaybolmuş oluyor.)
Offside - Kapalı taraf
Onside - Açık taraf
Nasıl? Komik mi oldu?
Ön Libero
Şu "Libero" kelimesinin anlamını Türk futbol toplumuna bir belletsek, Türkiye'de "Ön Libero" diye bir kavram kalmayabilir.
"Libero", "Serbest" demek biliyorsunuz.
Bunu bir kere öğrendikten sonra, bir insanın önünde iki seçenek kalacağını sanıyorum:
1-Ön Libero dediği adamın serbest oynayan bir adam olduğunu düşünerek yola devam etmek,
2-Bu adamın aslında serbest oynayan bir adam olmadığını öğrenmek, ki bunu yaptıktan sonra "ön libero" tamlaması 5 saniye içinde kendisini yok edecektir.
* * *
...ve düşünün, bunun bir de "çift"i var.
Çift Ön Libero!
Bu sözü ilk duyduğumda ne kadar şaşırdığımı hala hatırlıyorum.
Düşünsenize, sahanın orta yerinde serbest oynayan iki tane adam!
* * *
Şunu açıklayarak bitirelim:
Futbolda "Libero" diye bir kavram yok mu?
Tabi ki var.
Bu terim, savunmanın arkasında serbest oynayan, üstün oyun okuma yeteneğiyle tüm takımın arkasını toplayan oyuncuyu tarif ediyor. Diğer bir adı da "Süpürücü".
...ve bu pozisyonun yaratıcısı da Franz Beckenbauer olarak kabul ediliyor. Takipçileri de var tabi ama, lider kişiliği ve üstün oyun görüşüyle kavramı yaratan o.
Franz Beckenbauer aynı karizmasıyla bugün de tüm Alman futbolunu arkadan yönetmeye devam ediyor zaten!
* * *
Velhasıl bu serbestlik "Kaiser"in kişisel karizmasından kaynaklanıyor.
Bugünün orta saha oyuncuları hiç üstlerine alınmasınlar.