beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2009 Cuma

Beşiktaş 2-1 İstanbul B.B.Spor : Hocam orada mısın?

Geçtiğimiz hafta duran toptan bulduğu bir şans golüyle çözülen ve açılan Gaziantep karşısında farka giden Beşiktaş bu defa o "erken golü" bulamayınca İ.B.B.Spor da beklenilen açılımı yapamadı ve ilk yarı biraz sıkıntılı geçti. Skora aldanmayın, Beşiktaş kötü oynamaya devam ediyor... Çok uzun zamandır bu takımı izlememize rağmen değişen pek birşey de yok aslında takımda..

Fikir edinmek açısından, bugünkü Beşiktaş Savunması: İbrahim Toraman - Sivok - Gökhan Zan - İbrahim Üzülmez... Zapatoçni yedek.. Ernst büyük bir özveriyle sürekli önde basmasına ve rakibi karşılamasına rağmen genel olarak takım savunması hiç de iç açıcı değildi. Gökhan Zan lâkayıtlığına ve savunmadaki konsantrasyon eksikliğine duran toptaki markaj hatası da eklencince kalelerinde bir de gol gördüler ve "Zapatoçni" dedirttiler.. Gökhan Zan için çok kere "olmuyor" dedik.. Olmamaya da devam ediyor.. Zapatoçni gibi bir kaliteli ayağın kenarda oturtularak saatli bomba Gökhan'ın oynamasına saç baş yolan birçok kişi olduğunu, maçı izlediğim kıraathanedekilerin yorumlarından(!) daha iyi anlıyorum. Sol kanattan yapılan bindirmeler için de sorunun kaynağı aslında belli: İbrahim Üzülmez.. Hakkında daha önce birçok şey yazıp çizdik, tekrar değinmek gereksiz vakit kaybı olur. (Beşiktaş gibi bir büyük takımın o bölgeye alternatif bulamaması; bununla birlikte Aydın Karabulut, Mehmet Sedef gibi isimleri de dışlaması utanılması gereken bir durum aslında.)

Oyun olarak ise, saha içinde hâla bir futbol karmaşası hâkim. Ben bunu yazmaktan bıktım ama takım böyle oynamaktan bıkmadı; nitekim en ufak bir düzelme bile yok. (Sistemsizlik nedeniyle herkesin her yerde oynaması izleyenlerde "hırslı takım" görüntüsü izlenimi de bırakabiliyor, ne büyük bir yanılgı...) İBB gibi iddiası olmayan, taraftarı olmayan, vizyonu olmayan bir takım 3 pas yaparak rahatlıkla Beşiktaş yarı sahasına kadar gelirken Beşiktaş 'ın maç boyunca arka arkaya yaptığı 3 pas bir elin parmaklarını geçmiyordur. Ayrıca, Gökhan Zan becerememesine rağmen geriden oyun kurmaya çabalamaya devam ediyor.

İkinci yarıda Mustafa Denizli'nin yaptığı değişiklikler ise akıllara zarardı; kapanan Büyükşehir'i açabilmek için teknik bir ayağa ihtiyaç varken Delgado kenara alınıyor ve geniş alan sprinteri Holosko giriyor. Takım öne geçip arkaya yaslanınca da ön libero Ernst çıkarılıyor ve kontraatak yapması için iyi bir bozucu veya sprinter gereken takıma, bunun aksine, yürüyerek oynayan düşük tempolu Yusuf Şimşek dahil oluyor... Sizce de bu işte bir terslik yok mu?

Bir de anekdot takıldı gözüme.. Sanırım ikinci goldü... Oyuncular golden sonra yedek kulübesine koştular sevinçle.. Herkes sevinirken Antrenör Tayfur Havutçu İbrahim Üzülmez 'e sol kanat ile ilgili bazı şeyler söyledi.. İbrahim'in tepkisi ise "bana ne ya" şeklinde elini sallamak oldu.. Antrenör-futbolcu ilişkisine dair sıcak ve samimi bir örnek izledik.

Mustafa Denizli söylemeden ben dile getireyim: "26. haftaya kadar köprünün altından daha çok sular akacak", doğru...ama bizim asıl merak ettiğimiz şu; Beşiktaş saha içi sorunlarından ne zaman kurtulacak? Geçtiğimiz 10 haftaya bakınca bu iş biraz "zor" görünüyor.

Kaptanın seyir defterine ek: Taraftar maç boyu susmayarak, büyük bir fedakarlıkla görevini yine yerine getirdi. Ah bir de o küfürler olmasaydı...

8 Mart 2008 Cumartesi

Taktiksel Açı: Bobo 'ya sağlık, Tello'ya şükran!


Futbol kalitesi bakımından oldukça kötü bir maç izledik dün gece. İki takım da kollektif futbolun özelliklerini sergileyemediler ve izleyenleri tatmin etmediler.

Mesut Bakkal 'ın futbol felsefesi, Beşiktaş 'ın yumuşak karnı olan topu oyuna sokma özelliğinden yoksun savunmasını hataya zorlamak üzerine kurulmuştu. Isaac 'ın geriden top almasını sağlayarak savunmayı bir kişi eksiltmesi ve kenar adamlarının da içeriye zorlaması Beşiktaş 'a zaman zaman zor anlar yaşattı. Sol kanattaki İbrahim Üzülmez ve Baki Mercimek'in pas hataları da Gençlerbirliği 'nin zaman zaman etkili ataklar geliştirmesine kolaylık sağladı.

Beşiktaş 'taki en büyük sorun ise forvet ile savunma arasındaki ciddi kopukluktu. Cisse 'nin yokluğunda ön liberoda başarılı bir şekilde görev yapan İbrahim Toraman her topa basarak ortadan gelen rakip atakları kesmeye çalıştı ve bunda da başarılı oldu. Ancak hem topu oyuna iyi sokamaması hem de Delgado 'nun formsuzluğu yüzünden sürekli ortasahada yanlız kaldı ve bu nedenle Beşiktaş bir türlü organize olamadı.

İlk yarıdaki kısır oyundan sonra ikinci yarıya Beşiktaş daha kontrollü başladı ancak
takım savunmasında ve hücumda organize olamama sorunu devam etti. Tello'nun kullandığı frikikte Toraman 'ın topu ağlara göndermesi ile skor avantajını da yakalamalarına rağmen maçı rölantiye aldılar ve oyunu daha da geride kabul ettiler. Gençlerbirliği ise yine bir defans hatası ve Toraman 'ın Baki'den dönen topta görev yerinde olmaması ve topa basmaması nedeni ile beraberliği yakalayarak bu ciddiyetsizliği affetmedi. Skor eşitlendikten sonra da Beşiktaş toparlanamadı ve savunmadaki yüksek pas hataları ile ikinci golü de az kalsın kalesinde görecekti.

Tello-İbrahim Toraman-Serdar Özkan 'dan oluşan 3'lü ortasaha bloğunun kopuk kopuk oynaması ve Delgado 'nun gününde olmaması sebebiyle Beşiktaş hücumda sürekli sorun yaşadı. Oyun sistemi gereği Holosko'nun adam eksiltmek ve top taşımak amacıyla sürekli sağ veya sol çizgiye inmesi ile Nobre forvet hattında yanlız kaldı ve Delgado-Nobre duvar pası girişimleri de olmayınca Beşiktaş rakip kalede tehlikeli pozisyon üretkenliği sağlayamadı. Tello'nun attığı paslar da Beşiktaş forvetlerini pozisyona sokmakta başarılı olamadı.


Maçın hakeminin tartışmalı devam kararından sonra oyun disiplininden tamamen kopan Beşiktaş 'ı, uzun bir sakatlıktan sonra takıma dönen ve oyuna sonradan giren Bobo, attığı son saniye golü ile kurtardı. İki golün de hazırlayıcısı olan ve duran topları ustaca kullanan Tello'ya Beşiktaş 'ın özel olarak teşekkür etmesi gerekiyor.

Ertuğrul Sağlam'ın futbol felsefesini ise anlamak mümkün değil. Bobo gibi hava hakimiyeti ve fiziği güçlü bir oyuncuyu oyuna alırken Nobre-Bobo ikilisine çizgiye inerek orta yapabilecek en etkili oyuncu olan Serdar Özkan 'ı çıkartıyor, Tello 'yu ise göbekte çakılı bırakarak orta yapma özelliği olmayan İbrahim Üzülmez'i sol kanat bindirmesinde kullanmaya çalışıyor. Bütün bir maçı tek oyuncu değişikliği ile bitirmesi ise dikkat çekiciydi.

Beşiktaş 'ın en büyük sorunu takım halinde defans ve hücumu aynı anda yapamaması olarak gözüküyor ve Ertuğrul Sağlam'ın gerek oyuncu seçimleri gerekse taktiksel çalışmalarla bu sorunu kesinlikle çözmesi gerekiyor. Şampiyonluğa oynayan bir takım bu kadar kötü bir futbol ortaya koymamalı ve galibiyet için son saniye gollerini beklememeli.