15 Eylül 2008 Pazartesi

Anket

Sabah gazetesi, internet sitesinde bir anket başlatmış:


Turkcell Süper Lig'de "Dört Büyük" kulübün hocalarından hangisi sizce önce kovulacak?

Skibbe (Galatasaray)

Aragones (Fenerbahçe)

Ertuğrul Sağlam (Beşiktaş)

Ersun Yanal (Trabzonspor)




Biz de Kulüpler Birliği'nin internet sitesinde şöyle bir anket başlatmasını bekliyoruz:


Türk Basınında "Üç Büyük" gazetenin genel yayın yönetmenlerinden hangisi sizce önce kovulacak?

Ertuğrul Özkök (Hürriyet)

Sedat Ergin (Milliyet)

Ergun Babahan (Sabah)

14 Eylül 2008 Pazar

Galatasaray - Antalyaspor

Bu maçla ilgili söylenecek çok şey var. Fakat yine hepsi saha dışına dair. Maçtan önce yönetim stadın dışında, maçın bitiminde de taraftar stadın içinde insanlık dışı olaylar yaşamamıza ve insanlık onuruna aykırı manzaralara tanıklık etmemize neden oldular malesef.

Bu yeni stad yapılacaksa ve taraftar profili değişecekse, bu Kapalı yeni stadın içinde sesini duyuramayacak hale gelecekse bu stad bir an önce yapılsın. Kocaman beton tribünün arkasına saklanıp karşısında saha içinde yalnız başına duran adama küfür etmeyi güç gösterisi sanan, on metre uzaktan bel altına sapanla taş atan taraftar değil çekirdekçi taraftar istiyoruz.

Bu yazıyı bunları söylemek için de yazmadım. Bu konu açmak bile istemediğim bir konu. Bu yazının esas meselesi, sansür mekanizmasının kurumsallaşma yolunda gidiyor olması.

Michael Skibbe'nin maç sonu demeçlerinde bir süredir beni rahatsız eden bir şey vardı; futbolcuları tek tek çok fazla eleştiriyordu. İsim vererek kötü performans sergilediğini düşündüğü oyuncuları açıklıyordu. Bu artık Avrupalıya özgü ve bizim alışık olmadığımız bir şeffaf iletişim tarzı mı, yoksa onun "küçük teknik direktör" olduğunun bir göstergesi midir, bunu anlama işini zamana bırakmıştım.

Fakat yönetim, ona sansür koyma işini hiç zamana bırakacak gibi görünmüyor.

Maç sonu NTVSpor.net'te Skibbe'nin açıklamalarıyla ilgili şu haber metnini okuyorum:

Galatasaray Teknik Direktörü Michael Skibbe, Antalyaspor maçından hiç düşünmedikleri bir sonuçla ayrıldıklarını belirterek, ''Bu skordan hiç memnun değiliz'' dedi.

Skibbe, karşılaşmadan sonra düzenlediği basın toplantısında ''Bizim hiç hoşumuza gitmeyen, maç öncesinde ve maç sonunda düşünmediğimiz bir skor oldu. Eğer elinize geçen fırsatları değerlendiremezseniz, ya da şans sizden yana değilse buna benzer puan kaybedebilirsiniz. Yaptıklarımız yetmedi, şansın da bizden yana olmaması nedeniyle bu akşam hoşumuza gitmeyen bir sonuç aldık'' diye konuştu.


Özellikle ilk yarıda çok hata yaptıklarını dile getiren Alman teknik adam, ''Pas hataları yaptık, top kullanırken, sürerken hatalarımız oldu. Kendi yarı sahamızda topu kaybettiğimizde rakibe birkaç pozisyon verdik. Gol pozisyonunda Kewell'in, bundan önce Arda'nın ve Ayhan'ın ufak tefek hataları vardı. Buna benzer ufak hatalar nedeniyle rakibe pozisyon verdik. İkinci yarı daha iyiydik, çok pozisyona girdik ama çok vakit kaybettik. Bu skordan hiç memnun değiliz, daha iyisini yapıp bu maçı almalıydık'' dedi.


Skibbe, Lincoln'ün yedek kalması ile ilgili bir soru üzerine de, ''Lincoln, Steaua Bükreş karşısında iyi oynayamadı. Kayseri'de ve bugün ilk 11'de çıkmadı. Ben Lincoln'ün oyununu görmek istiyorum, oynamamaya tepki vererek, kendisini gösterip, kendisini daha iyi hale getirip, o sahada yerini almasını bekliyorum. Kendi kendisini harekete geçirmesini istiyorum. Oyuna girdikten sonra son derece güzel pozisyon buldu, fakat değerlendiremedi. Lincoln'ün ilerleyen günlerde takıma yeniden döneceğini ve faydalı olacağını düşünüyorum'' diye yanıt verdi.


Bellinzona maçıyla ilgili bir soru üzerine Skibbe, ''Hataları oyuncularımla paylaşmamız, bunları konuşmamız çok önemli. Geçtiğimiz haftalarda milli takım arasıyla birçok oyuncumuz ile ayrı kaldık. Önümüzdeki günleri iyi çalışarak değerlendirmeliyiz. Bellinzona maçıyla forma girmeliyiz'' dedi.


Galatasaray Kulübü Resmi Sitesinde ise şunu:

Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı Teknik Direktörü Michael Skibbe , Antalyaspor karşılaşması sonunda yaptığı açıklamada ikinci yarı önemli fırsatları değelendiremediklerini söyledi.

"Bir futbol maçında suçlu olmaz. İkinci yarıda önemli fırsatlar yarattık. Ama beklediğimiz golü bulamadık. Sadece üzgün olduğumuzu söyleyebilirim. Ben işin eleştiri kısmıyla ilgili değilim. Bir teknik direktör olarak istediğinizden fazla yer alıyorsunuz. Ama bizim düşünmemiz gereken önümüzdeki perşembe oynayacağımız UEFA Kupası maçı. Orada nasıl gol atarız onu düşünmeliyiz. Herşeyden önce gol atmalıyız. Bu sıkıntıyı çok hissettik. Ayrıca diğer bir sorunumuz da beraber çalışamamak. Bu hafta 10-12 kişi çalışmalara katılamadı. Beraber çalışınca daha iyi olacağız. Futbolcuları yargılamak için doğru yer medya değil. Onu başka yerlerde konuşmalıyız. Futbolcular da yaptıklarını ve performansını değerlendirecektir."





11 Eylül 2008 Perşembe

Sistemsizlik

9 Eylül 2008 Salı,
Fatih Terim:
"Euro2008'de duran toptan gol yememişiz. Belki eksiklerimiz var ama en azından bakın bunu çözmüşüz"

10 Eylül 2008 Çarşamba,
Servet Çetin:
(Türkiye-Belçika maçı sonrası, duran toptan golü atan Wesley Sonck için)
"Tuncay arkadaşımız sakatlandı, yerine giren arkadaşımızı uyarıp o adamı aldıramadık."

* * *

İşte sistemsizlik budur.

9 Eylül 2008 Salı

Haaaaaa!!!!










7 Eylül 2008 Pazar

Mert ile Gert

1994 Dünya Kupası Amerika Birleşik Devletler'inde yapılmıştı.
Yılların hikayesidir bilirsiniz, Amerikalılar bir türlü futbola ısınamamıştır. 1 numaralı sporu olamamıştır futbol Amerikalıların, doğru düzgün öğrenememişlerdir bile. O Dünya Kupası da onlar için iyi bir fırsat olacaktı aslında, biraz da öyle kurgulanmıştı sanki...Neyse.

O dönemde bu "Amerikalılar Futbol'a Karşı" temalı hikayeleri çok dinlemiştik. Bir tanesi zihnimde en çok yer edenlerden:

Amerikan televizyonlarında futbol yayınlanmıyor...Ama bunu değiştirmek istiyorlar, girişimde bulunuyorlar falan, bir kanalda canlı bir futbol maçı yayınlanmasını sağlıyorlar.
Fakat tabi futbol kültürü yok adamlarda. Onlar jet hızıyla oynanan ve her saniye skoru değişen oyunlara alışıklar. Kanal, maç sırasında yayını kesip araya reklam alma uygulaması yapıyor. Yani öyle gösteriyor reklamları; maçın arasına alarak.
Neyse...Maç devam ederken yine bir ara reklam kuşağına giriyorlar, o sırada gol oluyor ve maç 1-0 bitiyor.
Kanal neye uğradığını şaşırmış vaziyette tabi :) Zor toparlanıyorlar.

Neyse. Biz futbol ülkesiyiz ya ama, iyi biliriz oyunu. Teknoloji de gelişti. E, "seyirciye saygı" diye bir şey de var; Sağa - sola - alta - üste reklam koyacağımız zaman, reklamı maçın üzerine bindirmek yerine görüntüyü kısa süreliğine küçülterek altta oluşan boşluğa koyarız.

Buyrun. Mert ile Gert. Güzel dizi. Teşekkürler TRT, bizi bu güzel diziden haberdar ettiğin için.

Başlığa tıklayın. Video orada.

5 Eylül 2008 Cuma

Hıncal Abi Strikes Back

Geçen hafta "90 Dakika'ya ne oldu?" dedik.

90 Dakika döndü. Gecikmeli başladılar. "Ben anlamam, bizim başladığımız hafta ilk haftadır" diyerek, dönüşünü yaptı Hıncal Abi.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Güle Güle 'Olli' Kahn

1 Eylül 2008 Pazartesi

İstanbul Belediye'nin defansı

Maç görüntülerine bakıyordum da, Metin 'in Güiza 'yı düşürdüğü ve kırmızı kartla oyun dışı kaldığı pozisyona denk geldim. Pozisyonda kırmızı karttan ziyade çok daha önemli bir enstantene var aslında: Büyükşehir Belediye 'nin defansı. Top Semih'in ayağına geldiğinde ve Güiza daha sprinte başlamadan yapılması gereken o 3 kişinin öne koşarak Semih'e basması ve Güiza'yı ofsaytta bırakması. Ama onlar geri koşmayı tercih ediyorlar.
...ve tabii Güiza aradan kaçıyor :)

Kayserispor - Galatasaray

Futbolsuz bir maç yazısı yazalım.

Bu karşılaşmadan iki olayı ön plana çıkarmak istiyorum. Biri Morgan de Sanctis'in kaleye geçmesi ve sergilediği ümit veren performans.

Diğeri de Galatasaray Basın ve Operasyon Sorumlusu Yako İgual'ın sergilediği, kafada soru işareti bırakan performans.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, Teknik Direktör Skibbe "...çeşitli fırsatlar da yakaladık ama değerlendiremedik. Takımın yorgun olduğunu da düşünmüyorum, özellikle ikinci yarı oyunu Kayserispor sahasına yıktık; bir deplasman maçı için iyi bir performans sergiledik" dedi.
...fakat Yako İgual yine sansür mekanizmasını çalıştırdı ve "deplasman maçı için iyi performans" kısmını bizlere aktarmadı (!)

Neden aktarmadı? Skibbe'nin "Küçük Hoca" imajının kuvvetleneceğini mi düşündü?

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Galatasaray Anonim Şirketi

Gündemdışı, ama şahsi gündemimde uzun süredir önlerde bulunan bir olay.

UEFA nezdinde Galatasaray'ın adı "Galatasaray AŞ" oldu.

FC Steaua Bucureşti - Galatasaray AŞ

Ne oldu, "Galatasaray SK"yi kaybettik. Adımız "Spor Kulübü"nden "Anonim Şirketi"ne döndü yani.

Aslında "Ali Sami Yen Stadyumu"ndan "Türk Telekom Stadyumu"na dönüşle arasında bir mantık birliği düşünülebilir.

Enteresan.

Ama Galatasaray SK iyiydi sanki. Şart mıydı bilmiyorum.

26 Ağustos 2008 Salı

Yorumsuz...


Fazla yoruma gerek var mı bilmiyorum.

Bekleyelim, izleyelim ve görelim.

Milan Baros, 27 - 30 yaşları arasında Galatasaray'da oynayacak.

* * *

Taraftar gözlüğüyle baktığımda, evet, bu kadro artık yaşlı Ali Sami Yen'e sığmamaya başladı.

Bir de maya tutarsa, hepten taşacak kabından.

Kabın büyüğü de hazırlanıyor...

Bekliyoruz.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

"Bende kafa soğuk"


25 Ağustos, Galatasaray'ın Avrupa Süper Kupası'nı kazanmasının yıldönümü.

Güzel bir pastanın üzerindeki kremadır. Tatlı bir anıdır.

Bize başka bir şeyi hatırlatsın da, daha anlamlı bir şekilde anmış olalım...

Ali Kırca bir programında Hagi'ye sormuştu, demişti ki "Bu kadar büyük işleri nasıl yapıyorsun, bu başarının bir sırrı var mıdır?"

Hagi'nin cevabı şuydu:

"Bende kafa soğuk"

...

O kadar güzel ifade etmişti ki.

* * *

Soğukkanlı olmak. Soğukkanlı olmanın kendine güvenmekten geçmesi, kendine güvenmenin de çok ama çok çalışmaktan geçmesi.

İşte bunu hatırlayalım, bize yeter.